13 Temmuz 2015 Pazartesi

''Yurt Dışından Bir Kare: Hakkari''

         Sevgili okurlar;

       Bugün, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın paylaştığı bir haberde şöyle yazıyordu: ‘’Yüksek dağları, derin vadileri, buzullu göl ve dorukları, yüksek şelaleleri, rengârenk ot ve çiçeklerle bezenmiş çayırları ile Hakkari. Doğa sporları, dağcılık, doğa yürüyüşleri, kaya tırmanışları, dağ bisikleti, yamaç paraşütü, kampçılık, rafting ve kano gibi yapılabilecek turizm açısından zengin doğal kaynaklara sahiptir.’’ Ardından haber ile ilgili Hakkari fotoğrafları paylaşıldı ve her biri farklı güzel doğal zenginlikleri içinde barındırıyordu. Fotoğraflara da yer verirsem, bu yazımın amacı daha iyi anlaşılır herhalde. 









         Fotoğrafları ben de merakla inceledim ve gerçekten hayran kaldım. Ancak, ne var ki çoğumuza yabancı gelen bu şehir terör tehdidi altında. Bölgede, teröre ciddi bir destek sağlanıyor. Bu da acı bir gerçek. Fakat bu konuda sadece oradaki insanları suçlamak yanlış olur. Devlet olarak, o bölgeye ne yapmışız bu da önemli. Belki son 15 yıldır tutumumuzu değiştirdik, fakat daha öncesinde Güneydoğu’ya üvey evlat muamelesi yapan yine bizdik. Halen Hakkari, Şırnak, Tunceli derken bile yabancılık çekiyorum. Bir olay anlatacağım: Erzurum’a gelirken, Erzincan yolunda Tunceli yol ayrımını görmüştüm ve çok etkilenmiştim. Belki dikkatinizi çekmiştir, Erzurum-Erzincan yolundaki Tunceli sapağı. Bilmeyenler için söyleyeyim: Adeta farklı ve fakir bir ülkeye ayrılan giriş yolu gibi, küçük ve son derece ıssız bir yol.  Zaten eski bir köprünün içinden geçiyor ve yanlış hatırlamıyorsam köprünün ardında bir askeri karakol vardı. Tel örgüleri hatırlıyorum. Gerçekten içim burkulmuştu. Kendi ülkemizde, bir şehrimize giden yol ayrımının manzarası bu şekildeydi. Kim bilir, belki daha kötü manzaralar vardı ama yolum düşmediği için bundan fazlasını görmedim. Zaten yürek burkan Tunceli sapağına da memlekete gelirken tesadüf etmiştim ve dikkatimi çekmişti. Yoksa hangimizin tatil veya gezi planı Tunceli’ye, Hakkari’ye ya da Şırnak’a gitmek olabilir? Yolumuz düşmesin diye dua ediyoruz. Hele vatan sevdalısı olup da askerliği terör bölgelerine düşmesin diye dua edenler yok mu? Tabi, bu durumda Güneydoğu’yu etkisi altına alan ve yıllardır bölgeyi ve ülkemizi kemiren terör belasını da göz ardı etmemek gerekir. Arka planda Marksist temele dayanan PKK terör örgütü, diğer taraftan kendini Kürt milliyetçiliğine dayandırıyor ve Kürt halkının hakkını savunduğunu iddia ediyor. Bu terör örgütü Güneydoğu bölgesinin daha fazla gelişmemesi için de yıllardır çeşitli eylemler yapmakta. Örneğin, aşağıdaki fotoğraflar PKK’nın yaktığı 5 beton dökme aracına ait. Kim bilir hangi hizmet binası yapılıyordu? 


       Terör belası ve geçmişte devlet eliyle uygulanan yanlış politikalar bugün bazı bölgelerimizle bağlantımızı kesmiş durumda. O bölgelerde doğmadıysak veya memur olarak gitmediysek kolay kolay hiçbirimizin yolu düşmez. Böyle olmasına karşın, terör tehdidi altında olan bölgelerimiz hakkında çok rahat bir şekilde konuşabiliyoruz. Kim gidip, gördü oralardaki hayatı? İnsanlar nasıl yaşıyor biliyor muyuz? Kendi vatanımızın toprağından haberimiz yok. Lafa gelince de bölünmeyiz, toprağımızın bir gramını vermeyiz deriz her zaman. Biz aslında çoktan bölünmüşüz de haberimiz yok. Ülkemizin topraklarına yabancıyız, ancak hala vatanseverlik taslıyoruz. Hatayı başkasında arama huyundan vazgeçelim. Biz, güçlü bir devlet olduk da PKK ile mi baş edemiyoruz? Hatalı bizleriz. Sürekli kendimizle, ırkımızla, tarihimizle övündük. Ne geçti elimize? Kendimizle övündüğümüz kadar çalışsaydık bu hale düşmezdik. Övünme kısmını hala bitiremedik ki çalışma kısmına geçelim. Keşke Atatürk’ün o sözü Övün, Çalış, Güven değil de Çalış, Övün, Güven! şeklinde olsaydı. Lafla ne peynir gemisi yürüyor ne de vatanseverlik oluyor. Bayrağı eline alıp koşmakla vatan kurtarılmıyor!

1 yorum:

Unknown dedi ki...

Hakkarıdaki tüm şirketler ve firmalara https://www.firmaekle.net/sehirler/zonguldak