Sevgili okurlar;
Hepimiz KPSS sınavını duymuşuzdur. Bilmeyenler
için KPSS sınavı lisans, ön-lisans ve lise düzeyinde yapılan kamu personeli,
yani devlet memuru seçme sınavıdır. Bu sınavla birlikte, belirlenen sayıdaki
kadrolara devlet memuru yerleştirilir. KPSS sınavı her yıl Temmuz ayının ilk haftası, Cumartesi
ve Pazar günleri yapılır. Tarihçesine bakacak olursak, 1999 yılında Kamu Personeli Yasası’nda yapılan düzenleme ile
daha önce DMS adı ile uygulanan sınav, bu tarihten itibaren KMS olarak isim ve
nitelik değiştirmiştir. 120 puan türü ve 4 farklı oturumunda oluşan sınav;
öğretmenlik, sözleşmeli personel, memurluk ve uzman kadroların istihdamında
eleme sınavı niteliği taşımaktaydı. KMS ilk ve son defa 7-8 Temmuz 2001
tarihinde uygulanmıştır. Bir sonraki yıl olan 2002’de ise sınav, yapılan isim
değişikliği ile KPSS adını almış ve aynı yılın 6-7 Temmuz tarihlerinde ilk defa
adaylara uygulanmıştır.
KPSS’nin
2015 yılı sınavı geçtiğimiz hafta, 4-5 Temmuz Tarihlerinde başladı ve bugün
yapılan ÖABT sınavı ile son buldu. Bundan sonraki süreçler, adayların
puanlarının belirlenmesi, aday başvuruları ve başvuru sonuçları şeklinde devam
edecek. Gelecek yıllarda, yeniden belirlenecek olan sayıdaki kadrolara sınav
ile atamalar yapılacak. Bu sistem böylece devlet personelini seçmede sürekli
tekrarlanacak. Devlet eliyle gerçekleştirilen ve ülke düzeyinde geçerli olan bu
tür sınavlarda, muhakkak dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır.
Öncelikle sınav sorularının uzmanlar tarafından sağlıklı bir şekilde
hazırlanması, sınav sorularının sınav salonlarına güvenli bir şekilde taşınması, herhangi bir kopya ya
da usulsüzlüğe mahal verilmemesi gerekir. Ayrıca, sınava alınacak olan
kişilerin de ciddi bir güvenlik kontrolünden geçmesi esastır. Bu derece önemli
olan ve ülke düzeyinde gerçekleştirilen bir sınavın bana göre en önemli
özelliği yapılan sınavın itibarıdır. Adaylar, belli bir çalışma sürecinden
sonra girdikleri sınavdan emeklerinin karşılığını almak isteyeceklerdir ve
bunda son derece haklı olduklarına dair kimsenin itirazı olamaz. Ancak, ne var
ki bu konuda geçmişte yaşanan bazı olaylar sınavların itibarını ve insanların
sınava olan güvenini ciddi derecede sarsmıştır. Özellikle, 2010 yılında yaşanan
kopya skandalı hemen herkes tarafından bilinmektedir. Hal böyleyken, bundan
sonraki sınavlarda daha çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Peki bu yeterli
midir? Bence bu da, sınavın itibarı bakımından yeterli değildir. Sınav
sonuçlarının açıklanmasından sonra başlayan başvuru süreci ve başvuruların
açıklanması da sınavın yapılması kadar önem gerektiren bir konudur. Sınavda
sağlamaya çalıştığınız eşitlik ilkesini, memur belirlemenin tüm süreçlerinde
aynı hassasiyetle gözetmeniz gerekir. Özellikle KPSS A sınavı neticesiyle
yapılan alımlarda, mülakat usulünün olması eşitlik ilkesini zedeleyici bir
durumdur. Şu lafları sık sık duyarız: ‘’Sınavdan 80 almış ama 70 alanı işe
almışlar.’’ veya ‘’Sınavdan 85 almış ama mülakatta elemişler.’’ Üstelik, KPSS A
gibi birçok alanı içerisinde barındıran ve fazlasıyla çalışma gerektiren bir
sınav sonucunda bu kadar ucuz elemelerin yapılması son derece üzücüdür. Hukuk,
Kamu Yönetimi, Maliye, İktisat, İşletme, Ekonometri, Çalışma Ekonomisi,
İstatistik gibi her biri lisans alanı olan bu bölümlerden oluşan sınavda,
adayların her bir doğru cevabı büyük bir emek barındırmaktadır.
Ben de bir
İİBF öğrencisi olarak gelecekte bu tür sınavlara girmek durumunda olacağım.
Ancak, sınava vereceğim emeğin karşılığını alamama düşüncesi beni sürekli
farklı alanlara itiyor. Çevremden gördüğüm kadarıyla 2, 3 yıl emek verip
emeğinin karşılığını alamayan birçok insan var. Hal böyleyken, ben de kendimi
riske atmak istemiyorum. Kim atmak ister ki? Bu sistem böyle gelmiş, böyle
gider. Ben naçizane bir eleştiride bulundum: Katılmayanlar olabilir. Yazımı
ÖSYM İl Bürosu’nda gördüğüm bir söz ile bitirmek istiyorum: ‘’EMEĞİNİZ
EMANETİMİZDİR.’’


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder