12 Temmuz 2015 Pazar

''Emeğiniz Emanetimizdir''

               Sevgili okurlar;
          
          Hepimiz KPSS sınavını duymuşuzdur. Bilmeyenler için KPSS sınavı lisans, ön-lisans ve lise düzeyinde yapılan kamu personeli, yani devlet memuru seçme sınavıdır. Bu sınavla birlikte, belirlenen sayıdaki kadrolara devlet memuru yerleştirilir. KPSS sınavı  her yıl Temmuz ayının ilk haftası, Cumartesi ve Pazar günleri yapılır. Tarihçesine bakacak olursak, 1999 yılında Kamu Personeli Yasası’nda yapılan düzenleme ile daha önce DMS adı ile uygulanan sınav, bu tarihten itibaren KMS olarak isim ve nitelik değiştirmiştir. 120 puan türü ve 4 farklı oturumunda oluşan sınav; öğretmenlik, sözleşmeli personel, memurluk ve uzman kadroların istihdamında eleme sınavı niteliği taşımaktaydı. KMS ilk ve son defa 7-8 Temmuz 2001 tarihinde uygulanmıştır. Bir sonraki yıl olan 2002’de ise sınav, yapılan isim değişikliği ile KPSS adını almış ve aynı yılın 6-7 Temmuz tarihlerinde ilk defa adaylara uygulanmıştır.


        KPSS’nin 2015 yılı sınavı geçtiğimiz hafta, 4-5 Temmuz Tarihlerinde başladı ve bugün yapılan ÖABT sınavı ile son buldu. Bundan sonraki süreçler, adayların puanlarının belirlenmesi, aday başvuruları ve başvuru sonuçları şeklinde devam edecek. Gelecek yıllarda, yeniden belirlenecek olan sayıdaki kadrolara sınav ile atamalar yapılacak. Bu sistem böylece devlet personelini seçmede sürekli tekrarlanacak. Devlet eliyle gerçekleştirilen ve ülke düzeyinde geçerli olan bu tür sınavlarda, muhakkak dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Öncelikle sınav sorularının uzmanlar tarafından sağlıklı bir şekilde hazırlanması, sınav sorularının sınav salonlarına güvenli  bir şekilde taşınması, herhangi bir kopya ya da usulsüzlüğe mahal verilmemesi gerekir. Ayrıca, sınava alınacak olan kişilerin de ciddi bir güvenlik kontrolünden geçmesi esastır. Bu derece önemli olan ve ülke düzeyinde gerçekleştirilen bir sınavın bana göre en önemli özelliği yapılan sınavın itibarıdır. Adaylar, belli bir çalışma sürecinden sonra girdikleri sınavdan emeklerinin karşılığını almak isteyeceklerdir ve bunda son derece haklı olduklarına dair kimsenin itirazı olamaz. Ancak, ne var ki bu konuda geçmişte yaşanan bazı olaylar sınavların itibarını ve insanların sınava olan güvenini ciddi derecede sarsmıştır. Özellikle, 2010 yılında yaşanan kopya skandalı hemen herkes tarafından bilinmektedir. Hal böyleyken, bundan sonraki sınavlarda daha çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Peki bu yeterli midir? Bence bu da, sınavın itibarı bakımından yeterli değildir. Sınav sonuçlarının açıklanmasından sonra başlayan başvuru süreci ve başvuruların açıklanması da sınavın yapılması kadar önem gerektiren bir konudur. Sınavda sağlamaya çalıştığınız eşitlik ilkesini, memur belirlemenin tüm süreçlerinde aynı hassasiyetle gözetmeniz gerekir. Özellikle KPSS A sınavı neticesiyle yapılan alımlarda, mülakat usulünün olması eşitlik ilkesini zedeleyici bir durumdur. Şu lafları sık sık duyarız: ‘’Sınavdan 80 almış ama 70 alanı işe almışlar.’’ veya ‘’Sınavdan 85 almış ama mülakatta elemişler.’’ Üstelik, KPSS A gibi birçok alanı içerisinde barındıran ve fazlasıyla çalışma gerektiren bir sınav sonucunda bu kadar ucuz elemelerin yapılması son derece üzücüdür. Hukuk, Kamu Yönetimi, Maliye, İktisat, İşletme, Ekonometri, Çalışma Ekonomisi, İstatistik gibi her biri lisans alanı olan bu bölümlerden oluşan sınavda, adayların her bir doğru cevabı büyük bir emek barındırmaktadır.

     Ben de bir İİBF öğrencisi olarak gelecekte bu tür sınavlara girmek durumunda olacağım. Ancak, sınava vereceğim emeğin karşılığını alamama düşüncesi beni sürekli farklı alanlara itiyor. Çevremden gördüğüm kadarıyla 2, 3 yıl emek verip emeğinin karşılığını alamayan birçok insan var. Hal böyleyken, ben de kendimi riske atmak istemiyorum. Kim atmak ister ki? Bu sistem böyle gelmiş, böyle gider. Ben naçizane bir eleştiride bulundum: Katılmayanlar olabilir. Yazımı ÖSYM İl Bürosu’nda gördüğüm bir söz ile bitirmek istiyorum: ‘’EMEĞİNİZ EMANETİMİZDİR.’’ 

Hiç yorum yok: