Bildiğiniz üzere 2014 yılının Temmuz ayı ortalarında, Erzurum'daki Kayakla Atlama Kulelerinin pistinde göçük yaşanmıştı ve tesis kullanılamaz hale gelmişti. Yeniden tesisleri kullanıma açmak için başlatılan çalışmalarda ise 6 Temmuz tarihinde yeni bir göçük yaşandı.
Yaşanan son göçük olayında ise işçiler ve iş makineleri toprak altında kaldı. Bölgede çalışma başlatan itfaiye ve AFAD ekipleri, kısmen toprak altında kalan iki işçiyi kurtardı. Ardından işçiler Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Her iki işçinin durumunun da iyi olduğu belirtildi. Neyse ki işçiler de bir şey yokmuş. Geçen yıl yaşanan göçükte de herhangi bir can kaybı yaşanmamıştı. Bu olaylarda işin sevindirici kısmı şüphesiz can kaybının yaşanmaması. Ancak, denetimsizlik sonucu heyelanlı bölgeye Türkiye'nin ilk ve tek atlama kulelerinin yapılması ise son derece üzücü bir durum. Bu konuda şu açıklamaya yer vermek istiyorum. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası yönetim kurulu geçen yılki olayla ilgili olarak ’Palandöken heyelanı’ başlığıyla bir açıklama yapmıştı: "Ülkenin jeolojik gerçekliliği göz ardı edilerek, kontrolsüz ve denetimsiz gerçekleştirilen ve jeoteknik etüt parametrelerini göz ardı eden anlayışlar milyarca lira kamu kaynağını tüketmeye devam ediyor." Gerçekten de ülkemizde denetim ve kontrol konusunda ciddi problemler var. İlk olarak heyelan bölgesine bu tesisin inşa edilmesi ciddi bir sorun. Atlama kulelerinin heyelanlı bölgeye yapımına bir şekilde başlanmış diyelim, kulelerin sağlam bir şekilde ayakta kalabilmesi için gerekli olan çelik kazıkların yarısı dahi kullanılmamış. Bu şekilde kulelerin ayakta kalacağına inanmış, çelikten tasarruf etmek adına birçok şeyi de riske atmışlar. Peki burayı kontrol edenler, tesisleri teslim alanlar hiç mi dikkat etmediler? Toplamda 600 milyon Türk Lirası harcanarak yapılan 2011 Kış Olimpiyatları tesislerinden, 94 Milyon Türk Lirası maliyetli Atlama Kuleleri gibi diğer tesisler de kontrolsüz ve denetimsiz mi yapıldı? Ben bir Erzurumlu olarak, 2014 yılındaki göçükten sonra, olayın neden kaynaklandığına dair hiçbir açıklamaya rastlamadım. Bu konuda kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Üstelik, sessiz sedasız tesislerin yeniden kullanıma açılması için çalışmalara bile başlanmış. Yeni bir göçük olayı olmasa bundan da haberimiz olmayacaktı.
6 Temmuz 2015'te tesislerde ikinci göçüğün yaşanmasının ardından yüklenici firmadan açıklama geldi. Bu açıklama sayesinde yaşanan göçükler hakkında aklımızda hiçbir şüphe kalmayacak. Kanal25'in Facebook sayfasından paylaşılan habere göre, yüklenici firma geçen gün yaşanan göçük olayı ile ilgili şu açıklamayı yapmış: ''Buranın altında yatır var.'' Son derece bilimsel ve şüpheye yer bırakmayan bu açıklama sonrasında artık kimseyi suçlamamamız gerektiğini düşünüyorum. Hatta orada yatır olduğuna dair gerçeği ortaya çıkaran bir fotoğraf paylaşacağım sizlerle. Fotoğrafa dikkatli baktığınızda, dumanlar arasında beliren yatırın silüetini göreceksiniz. İyi bakın ve artık masum insanları suçlamayın.Tüm suç Yatır'ın!



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder